Meme Kanserinde Ameliyat

Kadınlarda en sık görülen kanser türü ve yaklaşık olarak 8 kadında birinin, hayatının bir döneminde kapısını çalıyor. Oysa erken evrede saptanan meme kanserinin tedavi edilme olasılığı yüzde 100’ e yakın

Aslında bu ameliyat tek bir ameliyat değildir. Memenin kendisine yönelik bir ameliyat ve aynı oturumda kanserin ilk yayıldığı yer kabul edilen koltuk altı lenf düğümlerinin değerlendirildiği/temizlendiği ameliyat. Ancak genelde ikisi bir arada yapıldığı için tek bir ameliyat gibi değerlendirilir.

Bundan 100 sene önce meme kanseri ameliyatında “radikal mastektomi” denilen bir yöntem kullanılıyordu. Bu teknikte meme ile birlikte koltukaltı lenf bezlerinin hepsi ve göğüs duvarındaki pektoralis kasları (göğüs kasları) da alınıyordu. Bu büyük ameliyatın kanser ilerlemesinde pek bir etkisi olmadığı gösterilince ameliyatın genişliği azaltıldı. 50 sene kadar standart ameliyat modifiye radikal mastektomi oldu. Bunda da meme ve lenf düğümleri çıkarıldı ancak göğüs kasları korundu. 15 sene öncesine kadar meme kanseri olan hastalarda ağırlıklı olarak bu yöntem kullanılıyordu.

Kanser ilerlemesinde alınan meme dokusunun genişliği tartışması devam ettikçe ve bilgi birikimi arttıkça meme koruyucu cerrahi, yani memenin sadece hastalıklı kısmının alınması güncel hale geldi. Uygun hastalarda günümüzdeki temel teknik budur. Ancak bu teknikte de koltukaltı lenf düğümleri için ayrı bir kesiden uygulama gerekmektedir.

Özellikle meme kanserinin tek bir alanda olduğu ve tümörün küçük olduğu durumlarda iyi bir seçenektir. Segmentektomi, kadranektomi, lumpektomi gibi adlandırmalar olsa da temel de memenin belirli bir kısmının alınmasını ifade eder. Bu yöntemde hasta memeyi tamamen kaybetme endişesinden ve sonraki kozmetik eksikliğin yaratacağı ruhsal sorunlardan kurtulur.

Çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Meme başı kenarına paralel ya da yatay bir kesi ile deri altına geçilir. İlgili meme kısmını meme kanser kısmına hiç girmeden sağlam doku ile çevreleyecek şekilde çıkartılır. Çıkartılan alanın sınırları işaretlenir ve patolojik değerlendirilmeye gönderilir. Ameliyat sonrasında biriken sıvıyı boşaltmak için dren (vakumlu boru sistemi) konarak deri kapatılır. Hastanede yatış süresi her şey yolunda giderse 1 gündür.

Her ne kadar donmuş kesit (frozen) diye adlandırılan hızlı patolojik değerlendirme bazı durumlarda kullanılsa da sınırların tümörden arınmış olduğu bilgisini ancak kalıcı patolojik değerlendirme birkaç gün sonra verebilir. Bu bilgi çok önemlidir. Çünkü bazen tümör hücreleri ele belirgin şekilde gelmeden mikroskopik düzeyde kanallardan ilerleyebilir. Bu da ancak patoloji değerlendirmesinde çıkar. Eğer sınırda kanser hücresi saptanırsa tekrar ameliyat gerekir.

Meme koruyucu cerrahinin ayrılmaz bir parçası da radyoterapidir. Çünkü kısmi ameliyat sonrası ilgili memede hastalığın tekrar etme olasılığı vardır. Radyoterapi bile uygulansa 10 sene içinde hastalığın memede tekrar etme olasılığı %15 dolayındadır. Ancak bu yineleme hayatta kalma olasılığını (sağkalımı) etkilemez. O dönemde meme alınabilir ya da yine meme koruyucu ameliyat yapılabilir. Yani uygun kanserlerde memenin alınması ile korunması arasında sağkalım açısından fark yoktur.

Bazı hastalarda ve kanser tiplerinde meme koruyucu cerrahi uygun değildir.

Küçük hacimli meme ve büyük tümörde meme korumak uygun olmayabilir. Çünkü alınacak doku çok olduğunda geri kalan meme dokusu kozmetik olarak tatmin edici olmayabilir.

Büyük tümörlerde bazen neoadjuvan (ön destekleyici) kemoterapi ile kanser küçültülebilir. Bu şekilde meme koruyucu ameliyat mümkün olabilir. Ama bu tedavi ameliyattan önce birkaç ay alır. Bu süre içinde beklemek bazı hastalara zor gelebilir. Hatta bu süre içinde çok nadiren tümör küçülmeyebilir.

Meme başı altında yer alan tümörlerde meme korumak uygun değildir. Tümörün merkez istasyon noktası olan meme başı altından kanallar aracılığı ile yayılma riski vardır. Ayrıca meme başı alındıktan sonra kozmetik yetersizlik belirgin olacaktır. Neoadjuvan tedavi bile bunu değiştirmez.

Memede birden çok odağı bulunan tümörlerde de meme korumak mümkün değildir. Bu durum ameliyat öncesi görüntüleme yöntemleriyle (çoğunlukla manyetik rezonans görüntüleme) değerlendirilir. Duktal karsinom in situ ya da lobüler karsinom gibi kanser tiplerinde de çok odak olma olasılığı vardır. Yakın zamana kadar bu tip tümörlerde meme koruyucu cerrahi yapılmıyordu. Ancak günümüzde bu tip tümörlerde yüksek tekrarlama ve sınırda tümör riskleri kabul edilerek geniş sınırlı meme koruyucu cerrahi düşünülebilir.

Hastalarımın yaklaşık %40’ında meme koruyucu cerrahi uygulamaktayım. Geri kalan hastalarda ya tümör meme koruyucu cerrahiye uygun değildir, ya da hasta memesinin tamamının alınmasını istemektedir.

Meme koruyucu cerrahinin uygun olmadığı ya da hastanın meme koruyucu cerrahiyi istemediği durumlarda meme tamamen alınır.

Genel anestezi altında hasta uyutulur. Meme başı ve varsa önceki biyopsi kesi izi dahil edilerek yatay eliptik bir kesi ile deri altından ilerlenir. Sınırları üstte köprücük kemiği, içte göğüs kemiği (iman tahtası-sternum), altta meme katlantısı, dışta meme kenarı olacak şekilde tüm meme dokusu çıkartılır. Bazı nadir özel durumlarda alttaki göğüs kası da ameliyata dahil edilebilir (Radikal mastektomi). Ameliyat sonrasında biriken sıvıyı boşaltmak için dren (vakumlu boru sistemi) konarak deri kapatılır. Hastanede yatış süresi 1-2 gündür.

Ameliyat sonrası hemen her hastada alanda sıvı birikimi görülür. Bazen boşaltıcı borular çekildikten sonra da devam eden bu durumda iğne ile boşaltma gerekir. Ancak bu kanserin gidişatını etkileyecek bir durum değildir.

Kanserin çok odaklı, tümörün meme başı altında olduğu, tümörün meme hacmine göre büyük olduğu, deri tutulumun olduğu ve hastanın istemi doğrultusunda meme tamamen alınır. Ancak aynı oturumda yeniden meme yapılanması mümkündür.

Bu ameliyat meme hacminin küçük, tümörün çok odaklı ancak meme başının ve derisinin sağlıklı olduğu koruyucu cerrahinin uygun olmadığı durumlarda yapılabilir. Temel amaç aynı oturumda yeni meme oluşumunu da sağlamaktır.

Meme başı kanser tarafından etkilenmemişse, kozmetik açıdan önemli olduğu için meme başı korunarak uygun kesi ile deri altından ilerlenerek meme dokusu mastektomi sınırları dahilinde çıkartılır. Meme başının tümör tarafından tutulduğu durumlarda meme başı da çıkartılarak aynı işlem yapılabilir.

Sonrasında uygun boyutlu kalıcı silikon protez göğüs kası arkasına yerleştirilir. Bazen kişinin kendi kasından yapılandırılmış meme de konabilir.

Bu ameliyatta meme başı altında, ya da deri altında meme hücreleri kalabilir. Bu nedenle genelde ameliyat sonrası dönemde radyoterapi bu hastalar için uygun olabilir.

Koltuk Altı Lenf Düğümleri

Lenf düğümleri, mikrop ve kanser hücreleri gibi zararlı hücreleri yakalayan yapılardır. Lenf düğümleri; boyun, koltukaltı, kasık, göğüs boşluğu ve karın içinde yer alırlar. Kanser ameliyatlarında tümörün yanı sıra genelde tümörün bağlı bulunduğu lenf düğümleri de temizlenir. Böylece kanserin yayılma potansiyeli belirlenir. Meme kanserinde ise bunlar koltukaltı lenf düğümleridir. Ancak koltukaltı ameliyatının; kolda uyuşma, hissizlik, kolda şişlik, enfeksiyon, kol toplardamarlarında yangı, sinir ve damar hasarı gibi yan etkileri olabilir.

Meme kanseri, yayılma yolu olarak genelde lenf kanalları aracılığı ile koltuk altı lenf düğümlerine geçerek yayılır. Bu ameliyatta amaç olarak buraya sıçramış olan tümör hücrelerini lenf düğümlerini alarak temizlemektir.

Mastektomi (memenin tam alındığı) ameliyatında aynı meme kesisinden yapılabildiği için ve doku kesintisiz çıkarıldığı için meme ameliyatı ve koltuk altı ameliyatı uzun yıllar tek bir ameliyat olarak kabul edilmiştir. Aslında koltuk altının temizlenmesi ayrı bir ameliyattır. Özellikle meme koruyucu cerrahi ile birlikte bu ayrım belirginleşmiştir. Meme koruyucu cerrahide genelde ayrı bir kesi ile koltukaltına ulaşılır.

Üç seviye olarak adlandırılan lenf düğümlerinin hepsi günümüzde alınmaz. Genelde ilk 2 seviye çıkartılır ve hastalık derecelendirmesinde çoğunlukla yeterlidir. Tam temizlenme sonrasında koldan gelen lenf kanal akımı kesildiği için hastaların %10’unda kol şişliği görülür. Zaman zaman bu şişlik hayatı son derece olumsuz etkileyebilir. Hatta uzun süreli şişliğin kendisi bile nadiren kansere zemin hazırlayabilir.

Bu bölgenin temizlenmesi hastalığı önlemede değil aslında derecelendirme de etkilidir. Çıkan hastalıklı lenf düğümü sayısına göre kanserin ne kadar ilerleme potansiyeli olduğu belirlenir. Sonraki ilaç ve ışın tedavisi planlanır. Yani bu bölge aslında kanserin bir çeşit hız göstergesidir. Hızlı giden bir aracın hız göstergesini sökmek aracın hızını değiştirmez. Bu nedenle bekçi lenf düğümü uygulaması başlamıştır

Bekçi Lenf Düğümü

Kanser yayılması genelde belli bir sırayla ilerler. Bekçi lenf düğümü (nodu) ise kanserin sıçrama yapması beklenen ilk bir ya da birkaç lenf düğümüdür.

Meme kanserlerinin yaklaşık olarak %60’ında tanı anında koltukaltına yayılma yoktur. Bu hastalarda lenf bezi yayılımı olmadığı gösterilebilirse, koltukaltı cerrahisi yapılmasına gerek kalmaz. Olası ameliyat sonrası komplikasyonlardan kaçınılmış olur. İşte bunun için bekçi (sentinel) lenf düğümü örneklenme tekniği geliştirilmiştir.

Meme ameliyatı sırasında özel mavi boya veya radyoaktif işaretleyici ile bekçi lenf düğümü bulunur. Hızlı patoloji değerlendirme (donmuş kesit) ile kanser hücresi aranır. Eğer kanser hücresi saptanmazsa koltukaltı ameliyatı yapılmaz, ancak kanser hücresi saptanırsa geri kalan koltukaltı lenf düğümleri temizlenir.

Çıkartılan bekçi lenf düğümü bölgesinde ağrı, morarma veya nadiren mavi boya (metilen mavisi) veya işaretleyici maddeye karşı allerji görülebilir. Hastanın derisinde veya idrarında mavi renk ile boyanma da olabilir.

Bekçi lenf düğümü örneklemesinin, koltukaltı tutulumunun olup olmadığını saptamaktaki güvenilirliği birçok çalışmada kanıtlanmıştır. Belli bir öğrenim süreci gerektirmektedir ancak doğru yapıldığında güvenli bir yöntemdir.

Sağlığınız İçin Buradayız

Tedaviye dair güvenle Online Randevu alabilirsiniz.

RANDEVU ALIN

Randevu ve Bilgi Almak İçin